Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS)

Web üzerinden alınan randevular ücretsizdir. Randevu Almak İçin Tıklayınız

 

1 Ağustos 2011 tarihinden itibaren muayene randevuları Merkezi Randevu Sistemi 182 tarafından verilecektir.

Webden Online Randevu Sistemi Başlamıştır. Randevu almak için aşağıdaki Linke tıklayınız.

MHRS nedir?

MHRS; vatandaşların Sağlık Bakanlığına bağlı 2 ve 3. basamak Hastaneler ile Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri için 182 MHRS Çağrı Merkezini arayarak canlı operatörlerden kendilerine istedikleri hastane ve hekimden randevu alabilecekleri bir uygulamadır.

 

 

MHRS’nin amaçları nelerdir?

  • Hastanelerde daha iyi bir kaynak planlanması (iş gücü ve teçhizat kullanımının etkin ve verimli planlanması) yapılarak vatandaş/hasta memnuniyetinin artırılması, hastanelerde kuyrukların azaltılması.
  • Hastanelerde kaynak kullanımının ve dağıtımının ölçülmesi (iş gücü, makine ve teçhizat kullanımının etkin ve verimli uygulanması)suretiyle; sağlık hizmetleri sunumunun, verim ve kalitesinin artırılması. —
  • MHRS verileriyle, sağlık politikaları geliştirilmesine yardımcı olunması.

MHRS Pilot Uygulaması

MHRS; pilot uygulama kapsamındaErzurum ve Kayseri illerinde uygulanmaya başlamıştır. Pilot uygulama boyunca gözlem yapılacak ve ardından tüm Türkiye’ye yaygınlaştırma süreci başlayacaktır. Bu kapsamda 1 Haziran 2010’da Yalova, 1 Temmuz 2010’da da Eskişehir, 26 Temmuz 2010’da Bilecik, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Sakarya ve Tekirdağ illerinde MHRS uygulamasına başlanılmıştır.

Randevu nasıl alınır?

  • Ev, iş, ankesör ve cep telefonlarından 182 numaralı Sağlık Bakanlığı MHRS Çağrı Merkezi aranır.
  • 182 numaralı telefonu arayan vatandaş tarafından çağrıyı karşılayan asistana (canlı operatör) randevu talebinde bulunulan vatandaşın T.C. Kimlik Numarası verilir. Asistan vatandaş bilgilerini doğrular.
  • Vatandaş Erzurum veya Kayseri illerinden randevu talebinde bulunduğu hastane, poliklinik ve hekim bilgilerinden en azından hangi polikliniğe gideceğini asistana bildirdikten sonra, asistan uygun tarih ve saat dilimlerini vatandaşa iletir.
  • Vatandaş seçimini yaparak randevusunu alır.

Randevu nasıl iptal edilir?

  • Ev, iş, ankesör ve cep telefonlarından 182 numaralı Sağlık Bakanlığı MHRS Çağrı Merkezi aranır. Bu arama randevu zamanından önce yapılmalıdır.
  • 182 numaralı telefonu arayan vatandaş tarafından çağrıyı karşılayan asistana randevu talebinde bulunulan vatandaşın T.C. Kimlik Numarası verilir. Asistan vatandaş bilgilerini doğrular.
  • Vatandaş iptalini istediği randevusunun, tarih ve zamanını asistana iletir. Asistan tarafından ilgili randevu iptal edilir.

NOT:VATANDAŞ KENDİSİNE VERİLENEN RANDEVU ZAMANINDAN 30 DAKİKA ÖNCE İLGİLİ HASTANENİNMHRS HASTA KABUL BÖLÜMÜNE BAŞVURUR.

Soğuk algınlığı ilaçlarına dikkat

Son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan Sakarya’da vücuduna fazla dozda ilaç enjekte eden 19 yaşındaki S.K.’nın sağlık durumu ağırlaşmış ve olay sonrasında, grip ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan ve eczane dışında satışı yasak olan ilaçların büfe, market ve toptancılarda satıldığını belirleyen Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü İlaç ve Eczacılık Şube Müdürlüğü ekipleri, polis ve zabıta eşliğinde, önceki gün kent merkezindeki çok sayıda iş yerinde arama yapmıştı.
Aramalarda eczaneler dışında satışı yasak olan binlerce kutu ilaca el koyan ekipler, 10 iş yeri hakkında tutanak düzenleyerek, iş yeri sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Olayın ardından gündeme gelen soğuk algınlığı ilaçlarının yanlış kullanılması sonucunda madde bağımlılığı riski ve alınacak tedbirler, ilgili merciler tarafından ele alındı.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Muharrem Balcı, uyuşturucu etkisi bulunan bazı ilaçların yanlış kullanımı sonucu kişiyi bağımlı hale getirebildiği uyarısında bulunarak, ‘Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda denetimini artırması ve emniyet güçlerinin bu kapsamda denetim yapmasına olanak sağlanması zorunludur’ dedi.
Madde bağımlılığında ilk adım olarak görülen bu durumun yetkililerce fark edilmesinin ‘olumlu’ bir gelişme olduğunu ifade eden Balcı, ancak bunun ‘kesinlikle yeterli olmadığı’ eleştirisinde bulundu.
Balcı, son zamanlarda kimi gençler arasında uyuşturma özelliği olan soğuk algınlığı ilaçlarına yönelim olduğuna dikkati çekerek, reçetesiz satışı yasak olmasına rağmen ‘eczane, büfe, bakkal ve marketlerden kolaylıkla temin edilebilen ilacın, damar yoluyla alındığında kişiyi bağımlı hale getirebileceğini’ belirtti.

‘KOLAY ULAŞILABİLİRLİK SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR’


Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Özgür Özel de eczaneler dışında büfe, benzin istasyonu, otobüs terminali ve bakkal gibi işletmelerde ilaç satışı yapılıp yapılmadığına ilişkin ‘yeterince denetim yapılmadığı ya da yeterince önemsenmediği’ eleştirisinde bulundu.
Her ilacın özel bir ürün olduğunu ve bilinçsiz kullanıldığında yarardan çok zarar verdiğini vurgulayan Özel, özellikle ‘bazı ilaçların kolay ulaşılabilir olmasının, bilinçsiz kullanımı artırdığını ve dolayısıyla başta gençler olmak üzere tüm toplum sağlığını tehdit ettiğini’ söyledi.
Türkiye’de eczanede halka sunulan her ilacın takibi için dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulamanın hayata geçirildiğini ifade eden Özel, ‘İlaç Takip Sistemi (İTS) yalnızca eczanedeki her ilacın güvenilirliğini garanti altına almaz, aynı zamanda ilacın sunulma zamanını da tam olarak tespit eder. Buna ek olarak eczanelerde belirli ilaç türleri ayrıca bildirime tabidir. Bu nedenle reçetesiz sunumu mümkün değildir. Son dönemde basına yansıyan ilaç da bu kategoridedir. Yani eczanelerde kritik ürünler bildirimsizce sunulamaz ve eczanelerde hiçbir koşulda sahte ilaç bulunamaz’ diye konuştu.

-’İLAÇLARIN ECZANE DIŞINA ÇIKIŞINA ENGEL OLUNAMIYOR’


İTS’de bir ayağın eksik bırakıldığını öne süren Özel, şunları kaydetti:
‘Depolar ve dağıtım kanalları sisteme dahil edilmediği için, üretilen ilaçların eczane dışına çıkışına engel olunamamaktadır. İlacın herhangi bir ürün gibi, sakızların ve çikolatanın yanında denetimsiz ve yasal olmayan satışına engel olunamamaktadır.
Diğer yandan günü birlik tedavi adı altında, hastanelerden ilaç sunumu yapılmasına izin verilmekte ve ilaç takip sistemi by-pass edilmektedir. Ayrıca sahte ve denetimsiz ilacın doğrudan hastaya sunulması riskine nedense göz yumulmaktadır. Anlaşılamaz olduğu gibi denetlenemeyen bu sistemde birçok suiistimali ve sağlık sorununu beraberinde getirmektedir.
Daha geçen ay özel hastanelerde ortaya çıkan sahte kanser ilacı skandalı kamuoyu gündeminden düşürülmeye çalışılmaktadır. Geçen ay sahte kanser ilaçlarından bir teki bile eczanelerden çıkmadı. Eczanelerde hem İlaç Takip Sistemine hem de özel bildirime tabi olan ilaçlar, diğer kurumlarda ve sağlıkla ilişkisi olmayan yerlerde denetimsizce dolaşıma sokulmaktadır. Bu çifte standardı ne anlamak ne bu duruma sesiz kalmak mümkündür.’
‘İlaç oyuna gelmez’ uyarısında bulunan Özel, ‘Bu nedenle insan ve toplum sağlığını, özellikle de gençleri madde bağımlılığına götürebilecek bir denetimsizliğin önünü açan, hasta ve halk sağlığını açıkça tehdit eden, sahte ilaç sunumunu mümkün kılan her türlü düzenlemeye bir an önce son verilmelidir. İlaç Takip Sistemi’ne depo ve tüm dağıtım kanalları dahil edilmelidir’ dedi.
Eczane dışında ilaç sunumunun ağır cezalar ile engellenmesi gerektiğine dikkati çeken Özel, hastanelerden günübirlik tedavi adı altında ‘denetimsiz’ şekilde hastalara ilaç kullanılması uygulamasına son verilmesi gerektiğini söyledi. Özel, ‘Bu konuları yeni sahtecilikler ve can kayıpları ortaya çıkmadan konuşmayı bir sağlık meslek örgütü sorumluluğu kabul ediyoruz. Bu uyarılara kulak tıkayanların gelecekte ortaya çıkabilecek sorunların sorumlusu olacakları açıktır’ diye konuştu.

Veremle savaşta azimliyiz

Dünya Sağlık Örgütü 2009 Küresel Tüberküloz Kontrol Raporu’ndaki verilere göre Türkiye’nin olgu bulma hızı yüzde 76, tedavi başarısı ise yüzde 91 olarak bildiriliyor. Türkiye’nin 2005′ten itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün hedeflerini yakalayan ülkeler grubunda yer aldığını ifade eden Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bahadır Erdoğan,verem haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, bu başarının temelinde ülkemizin hastalıkla mücadeledeki azminin etkili olduğunun altını çiziyor.

Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) Şart

Hastalığa karşı alınan önlemler hakkında bilgi veren Dr. Beril Erdoğan: “Dünya Sağlık Örgütü hastalığın kontrolü için, “Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi” adı verilen bir dizi önlemleri, tüm gelişmişlik düzeyindeki ülkelere önerdi.Türkiye’de de 6 temmuz 2006 tarihinde yayınlanan genelge ile  bu uygulamaya başlandı” dedi.

Her Şüpheli Durumda Balgam Örneği Alınıyor

Dr. Erdoğanayrıca doğrudan gözetimli tedavinin başarılı olabilmesi için, her şüpheli hastada kaliteli balgam muayenesinin yapılıp 24-48 saat içinde sonucunun verilmesi gerektiğini söyledi. Bunun için vatandaşların bilgili ve duyarlı olması gerektiğini kaydeden Erdoğan, kendisinde ya da çevresindeki kişilerde verem belirtileri olduğundan şüphelenenlerin, en yakın verem savaş dispanserine başvurup ücretsiz balgam incelemesi yaptırmasının önemini vurguladı.

Verem savaşında eğitimin her zaman önemli olduğuna da değinen Erdoğan şöyle konuştu: “Artık vereme karşı daha güçlüyüz. Çünkü Doğrudan Gözetimli Tedavi yöntemini uyguluyoruz. Önümüzdeki yıllarda verem hastalığının yeryüzünden yok edilmesi konusunda daha etkili ve başarılı olmayı amaçlıyoruz.”

DGT Nedir?

Doğrudan Gözetimli Tedavi ( DGT) uygulamasında, tüberküloz hastalarının tüm tedavi süresi izleniyor. Tedavi programına alınan hastalara önce kısa bir eğitim veriliyor. Bu eğitimde hastalara ilaçları kimin kontrolünde ve ne şekilde kullanacakları anlatılıyor ve gözetmenin kim olacağı belirleniyor. İlaçlar gözetmene teslim ediliyor. Hasta her gün gözetmenin kontrolünde ilaçlarını kullanıyor. Hasta gelmezse gözetmen hastayı arıyor ve ilaç kullanımının sürekliliği sağlanıyor. Hastanın bu şekilde ilacını içtiği bilgisi de kayıt altına alınıyor.

Bebek Beslenmesi

Yaşamın ilk birkaç yılı, sağlığın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Bu kritik dönemde çocukların yaşaması ve sağlıklı büyüme ve gelişmelerinde yeterli ve dengeli beslenme belli başlı etmenlerden birisi, belki de en önemlisidir. Kişinin temel ihtiyaçlarından birisi olan beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasındaki en önemli faktördür.

0 – 6 aylık bebeklerin, sadece anne sütü ile beslenmesine “doğal beslenme” denir. Doğal beslenme ilk 4 – 6 aylık bebekler için en iyi beslenme şeklidir. 6 aydan büyük bebeklerde (bazen 4. aydan sonra) anne sütü tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle diyete daha katı besinleri eklemek gerekir. Bu aylarda ek besinlere başlanmasının bir diğer nedeni bebeği diğer besinlerin tadına alıştırmaktır. Bebeğin kilo alma durumuna göre ek besinlere 4 – 6. aylar arasında başlanması sağlanmalıdır. Başlangıçta anne sütünü tamamlayıcı olarak verilen bu besinler, 9 – 12. aylarda esas besin olarak bebeğin beslenmesinde yer alır.

Bebeğe Ek Besinler Nasıl Verilmelidir?

Teker teker, az miktarlarda (1 – 2 çay kaşığı) başlanmalı, her gün miktarı artırılmalı, yeni bir ek besin 1 – 2 gün ara ile eklenmeli, kaşık ve bardak ile verilmelidir. İlk başlanacak ek besinler elma veya şeftali suyu ve püresi ile yoğurttur. Bunları izleyerek diyete sebzeler, diğer meyve suları, yumurta, etler eklenir. Sebze ezmeleri ve çorbaları her gün taze olarak pişirilir. İçine un ve yağ da eklenerek zenginleştirilir.

Normal süt veren annenin sütü 4 ile 6 ay kadar bebeğin enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini karşılayacak durumda olduğuna göre, bu dönemde anne sütü alamayan bebeğe, eğer olanak varsa en azından 4 – 6 aya kadar anne sütüne en yakın olan ticari formüla sütleri de verilebilir.

Normal süt veren bir anneden bebek ortalama günde 700 – 800 ml. kadar süt emmektedir. Bu miktardaki süt bebeğin ilk 4 – 6 ayına kadar büyüme ve gelişmesini sağlayabilir, ancak bu aylardan sonra gerek annenin süt salgısının gittikçe azalması, gerekse bebeğin ağırlık kazanarak büyümesi, bebeğe, anne sütü yanı sıra tamamlayıcı besinlerin verilmesini gerektirmektedir. Normal anne sütü ile beslenen bebeğe verilecek ek besinler şunlardır:

Anne sütünden sonra ilk başlanan ek besinlerden biridir. İlk kez 1 kaşık verilerek miktarı zamanla artırılır.

Meyve Suları ve Püreleri

Anne sütü yeterli olduğunda 4 – 6. ayda verilir. C vitamini için en uygun yiyecekler turunçgiller ve domatestir. Bunların bulunmadığı yerlerde elma, şeftali suları da verilebilir. Meyve önce iyice yıkandıktan sonra suyu sıkılır. Günde 1 çay kaşığı ile başlamak suretiyle miktar gittikçe artırılır. Meyveler sıkılır sıkılmaz bekletilmeden bebeğe verilmelidir. Yalnız anne sütü ile beslenenlere 6. aydan itibaren verilmeye başlanır. Meyve ezmeleri 4. aydan itibaren verilir. Anne sütüyle beslenen bebeğe meyve suyu, meyve ezmesi, anne sütü ile aynı zamanda verilmez. Meyve suyu, ezme ve püresi anne sütü verildikten 2 saat sonra verilir.

Pirinç unu, buğday unu, pirinç, bulgur, ekmek içi, yoğurtla çorba yapılarak verilir. Tarhana çorbası da bebek için uygun ek besindir. Tahıllar 4. ayda verilir.

Çorbalar

Yoğurda alışmış bebeğe 1 yemek kaşığı ile başlamak suretiyle tarhana, yayla, sebze çorbaları gibi besleyici değeri yüksek olanlardan verilmeye başlanır.

Yoğurt, meyve, tahıllı besinler ve sebze çorbasına alıştırılmış bebeğe, suda katı pişmiş yumurta sarısından 1 çay kaşığı verilir ve miktarı zamanla artırılır. Yumurta, sebze çorbasına karıştırılarak verilebileceği gibi, ekmek içi ve sütle ezilerek de verilebilir. Yumurta beyazı 7 – 8. aylarda verilir.

Et ve Kuru Baklagiller

Yoğurt, sebze, tahıllı besinlere alışmış bebeğin, sebze çorbasının içine biraz kıyma konularak ete alıştırılır. Zamanla tavuk ve balıketleri de sebzelerle birlikte ezilerek verilebilir. Yine kıyma yerine, sebze çorbasına kırmızı – sarı mercimek, pişmiş nohut konularak çocuk bu besinlere alıştırılır. Et, kıyma ya da püre olarak 5. aydan itibaren çorbalara eklenerek verilir. Tavuk ve kılçıksız balıketi çocuklar için tercih edilir. Karaciğer püre olarak 7 – 8. aylarda verilmelidir. Öte yandan bebekler için beyin önerilmemektedir.

  • 4 – 6 aylık dönem, ek besinlere alıştırma dönemidir. Her bir besin tek tek, az sulu kıvamda verilir. Şeker, şekerli çay ve lokum çocuğa yarardan çok zarar verir.
  • 6. aydan sonra yukarıdaki yiyeceklerin miktarları biraz daha artırılarak çocuğa verilir.
  • 7. aydan sonra çocuk, ailenin yediği baharatlı ve çok yağlı olmayan yemekten alabilir. Sadece yemeğin suyu değil, kendisi ezilerek verilmelidir. Ayrıca yemeklere ilave olarak çocuğun günde 2 su bardağı kadar yoğurt veya süt ile 1 yumurta yemesi sağlanmalıdır.
  • Bu arada peynir 8. aydan önce önerilmez. Veriliyorsa da kesinlikle pastörize olduğundan emin olunmalıdır.

Tamamlayıcı Besinlere Alıştırma

Tamamlayıcı besinlerin çocuğun sindirim sistemine uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. İshal, kusma veya alerjik belirtilere neden olan besinleri belirleyebilmek için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:

  • Bir günde birden fazla yeni besin verilmemelidir.
  • Her yeni denenecek besinin miktarı önceden birkaç tatlı kaşığı olmalıdır.
  • Herhangi bir sorun olmadığında besinin miktarı sonraki günlerde artırılmalıdır.
  • Yeni verilen besin, çocuk aç iken verilmelidir.
  • Lezzeti beğenilmeyen, kusma ya da ishal gibi durumlara neden olan besinler birkaç gün beklenip tekrar denenmelidir.
  • Yemek suyu ve et suyu tek başına tamamlayıcı besin değildir. Bu nedenle gerek yemek suyuna gerekse et suyuna ekmek doğrayıp vermek yerine, suyu içinde ezilmeli; et suyu da çeşitli çorbaların yapımında kullanılmalıdır.
  • Çay, kolalı içecekler, hazır çorbalar bu yaş grubu çocuklara verilmemelidir.
  • Çocuklara, su kaynatılmadan verilmemelidir!

Özellikle kış günlerinde ve güneş ışınlarından yararlanamayan çocuklarda 1. aydan 1 yaşına kadar günde 400 IU vitamin D verilmelidir.

  • Yumurta.
  • Tahıllar.
  • Yoğurt.

1 Yaşına Kadar Bebeğinizi Bu Gıdalardan Uzak Tutun

Bebeklerde ve çocuklarda beslenmenin temel amacı, uygun büyüme ve gelişmenin sağlanması ve besin eksikliği durumunun engellenmesidir. Büyümenin ve beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arası dönem, beslenmenin en önemli olduğu zamanlardır.  0-2 yaş arasında dengeli bir beslenme ile birçok akut ve kronik hastalıklar önlenebilir ya da hafif geçirilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Verilerine Göre, Bebeklerin 1 Yaşına Kadar Yememesi Gereken Bazı Gıdalar Şöyle Sıralanmaktadır:

Bal

Birçok çiçek tozundan oluştuğu için yüksek dozlu bir alerjendir. İçindeki alerjik maddeler yetişkinler için önemli değilken, bebeklerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yumurtanın Beyaz Kısmı

Protein yapısı nedeniyle yüksek alerjik özelliğe sahiptir. Alerjisi olmayan bebeklere 9 aylıktan sonra çok az miktarlarda başlanarak denenebilir.

İnek Sütü

İnek sütü de alerji riski taşır. 1 yaşına kadar direkt içirilmemelidir ama evde yoğurt mayalarken rahatlıkla kullanılabilir. Yoğurt haline geldikten sonra inek sütünün protein yapısı değiştiği için zararlı etkileri ortadan kalkar. Yoğurt çok faydalı bir protein kaynağıdır, 6. aydan sonra bebeklere her gün yedirilmelidir.

İnek sütü ayrıca bebeklerde demir eksikliğine ve kabızlığa neden olabilir. 1 yaşından sonra inek sütü verilebilir, bu dönemde günlük en fazla 500ml (2 su bardağı) tüketilebilir.

Karaciğer Haricinde Tüm Sakatatlar

Özellikle beyin virüs taşıma ihtimali nedeniyle bebeklere hiçbir zaman verilmemelidir.

Kafein İçeren; Kahve, Kakao, Çikolata

Kafein bebeği sinirli yapabildiği gibi kalsiyum ve diğer besleyici maddelerin emilimini de engeller.

Çay

Hiç besleyici değeri olmadığı gibi çocuklarda kansızlık yapabilir. Çocuk beslenmesinde hiç yeri yoktur, 1 yaşından sonrada verilmemelidir.

Tütsülenmiş Balıklar (Somon Veya Alabalık)

Tazeliklerini korumak için genellikle nitratlarla işlem görmeleri nedeniyle zararlıdır.

Tatlandırıcı İçeren (Sakarin, Aspartam Vs.) Her Türlü Hazır Gıda

Doğal olmayan meyve suları, hazır puding 1 yaşına kadar kullanılmamalıdır.

Salam, Sosis ve Sucuk

Bunlar gibi işlemden geçirilmiş etler, konserveler de 1 yaşından önce verilmemelidir. Bu tip gıdaların içeriğinde kimyasal maddeler bulunmasının yanı sıra yağ ve kolesterol yönünden zengin olmaları zararlı olabilir, bazen de granül hale getirilmiş kemik içerirler.

"Sağlıklı Günler Dileriz"